|
Türk laikliği rasyonel değil
11/02/2008 (1491 kişi okudu)
ALİ MUHAMMED FAHRU Türkiye'de askeri ve Atatürkçü azınlığın yapılandırdığı ve başörtüsü takmayı seçen genç kızların, yüksek eğitim kurumlarına girmekten mahrum bırakılmalarını talep eden laiklik nasıl bir anlayış? Oysa bu azınlık, bu tür bir öğrenim yasağının başörtülü kızların yüksek mevkilerde çalışma ve dolayısıyla sosyal hareketlilik fırsatından mahrum bırakılması anlamına geleceğini biliyor.Bizler, Müslüman kadının İslami giysisiyle ilgili olan bu konunun dini boyutlarıyla ilgilenmiyoruz. Zira bu alan anlaşmazlıklarla dolu. İlgilendiğimiz nokta, konuya laiklik açısından bakmak. Böylelikle, bu tür bir laiklik anlayışı yapılandırmanın şu iki temel değeri kurban etmeyi gerektirdiğini göreceğiz: Bireysel özgürlük hakkı ve fırsat eşitliği. Laikliğin temellerinin, kilisenin veya dini işleri düzenleyen kurumların siyasi tahakkümden uzaklaştırılmasına dayandığını bilmemize rağmen, ılımlı demokratik toplumlardaki laiklik uygulaması, bireyi dini inançlarını yerine getirmekten alıkoyamaz. Laiklik çağrısı yapanların büyük bölümü, laiklikle demokrasi arasında, yani laiklikle insan hakları, adalet, özgürlük, eşitlik ve saygınlık değerleri arasında sağlam bir bağ bulunduğuna inanıyor. Bu noktada ortaya şu soru çıkıyor: Acaba Kemalist laikler, demokratik laikliğe mi yoksa Nazi ve faşizm despotizminin veya Sovyetler Birliği'ndeki totaliter yönetimin altındaki 'laiklik' gibi despot bir anlayışa mı inanıyorlar? Bir başka deyişle, Türkiye, liberal, rasyonalist ve demokratik olmayan laik kavramlar dayatmak için fırsat kollayan siyasi güçlerle işbirliği yapmış askeri despotizme mi dönmek istiyor? Yoksa bu Müslüman ülke, dini toplumdan söküp atmaya çalışmayan, vatandaşla farklı biçimleriyle inanç ve kendini ifade etme özgürlüğünün yanı sıra, eğitim hakkı, dini, kültürel ve siyasi haklar ve başkalarının özgürlüğüne saldırmayan adetleri yaşatma hakkı kanalıyla ilişki kuran bir laiklik uygulamasına geçmek eğiliminde mi?
Laiklerin gösterileri zalimceydi
|






